Katil İchi

Japon sinemasının uçlarda gezinmeyi görev edinmiş yönetmeni Takashi Miike’nin, şiddet ve “takıntılı” bir cinselliğin ağır bastığı 70’e yakın filmden oluşmuş filmografisi incelendiğinde, yönetmenin, bugüne kadar “kabul görmüş” hiçbir sinema kuralına itibar etmediği açıkça görülür; onun sineması, “politik olarak doğru” tüm bariyerlerin yıkıldığı, daha önce hiç kullanılmamış tuhaf fikirlerle dolu, kendi gerçekleriyle dalga da geçebilen satirik bir eğlenceye benzer. Yani anladığınız üzere Japon sinemasının en arızalı yönetmenlerinden biridir. Kimi ne göre şarlatan olsa da Takashi Miike sınırları zorlayan zeki ve dahi yönetmenlerden biridir. Katil Ichı filmi de bu yönetmenin bütün zekâsının ve dehasını harcayarak oluşturduğu sıra dışı bir sinema şaheseridir. Filmin konusundan kısaca bahsetmek gerekir ise;

Şiddetin bir erdem olarak ve ahlaki çöküntünün ise bir yaşam tarzı olarak benimsendiği dünyaya hoşgeldiniz… Shinjukunun yer altı dünyası ve aynı zamanda sadist bir yakuza tetikçisi olan Kakiharanın şehrinde meydana gelen olaylar nefesinizi kesecek. Kakihara patronunu öldüren kişiyi bulmak üzere durmaksızın yer altı dünyasının altını üstüne getirir. Meydana gelen olayların arkasındaki beyin ise Japon çetelerini birbirine düşürmeyi başarmış olan eski bir polis olan Jijiden başkası değildir. Elindeki en büyük kozu ise uçurumun eşiğindeki ruhsal bozukluğu had safhada olan bir kaçıktır. Söz konusu deli adam, katil Ichiden başkası değildir ve katil Ichi ile Kakihara arasında gelişen olaylar kısa sürede caddeleri kan gölüne çevirir.

Kakihara ilginç bir karakter. Şiddeti sevgiyle bütünleştiriyor. Ona göre karşısındakinin çektiği acıya ortak olmadan, ona mümkün olduğunca çok acı çektirmesinin temelinde aşk var, tutku var aslında o şiddete âşık. Hem acıyı çekmek hem de acı vermek anlamında.
Ichi ise ondan da ilginç bir tip. İnsanları parçalara ayıran, girdiği mekânı katliam alanına çeviren bir insan düşündüğünüzde aklınıza kim bilir nasıl korkunç görüntüler geliyor. Oysa bizim Ichi tıfıl, neredeyse lise öğrencisi zannedebileceğiniz, ona güzel bir şey söylediğinizde size sevimli, sevimli gülen biri.

Bazen Michael Haneke gibi rahatsız etmek için mi bu kadar rahatsız edici öğeler kullanıyor yoksa kendi stilimi diye düşündüren yönetmenin şimdiden çoğu filminin kült olacağını konusu konuşuluyor. Bu filmi de kendi tarzını yaratan hayatta sansür yoktur sözünü üstünü çize, çize bize anlatan sıra dışı bir filmi. Filmde sapkın ve dehşet edici kanlı görüntüleri haddinden fazla karikatürize etmiş. Film son derece sert bir kara mizaha sahip örnek vermek gerekirse filmlerindeki bazı sahnelerin beynin açılıp çiçek gibi sulanması ya da bir insanın kasap çengelleri tarafından asılıp sırtında karides pişirilmesi olabilir. Daha fazla içeriği anlatmadan diyelim ki Takashi Miike son derece başarılı bir yönetmen şiddetin bir erdem olarak ve ahlaki çöküntünün ise bir yaşam tarzı olarak benimsendiği bir dünyayı en iyi anlatan sıra dışı bir yönetmen… Soluk soluğa izleyeceğiniz bir film

Mustafa Türkan

Reklamlar