Caniliğin Doğası

https://i0.wp.com/www.geocities.com/geceyarisi/dsc.jpg

Kendinize sormaya başlayın…

Ben öldürüyor muyum? Ben cinayet işliyor muyum? Ben saf mıyım? Ben varsan cennetlik miyim? Yoksa bu hiç uğrunamı yaşıyorum?Yaşam da nasıl bir yerim var?

Kendinle konuşmaya başla…

Hiç bir katil kendi zevki için öldürmez arkasından konuşanlar vardır. Onu bilirek ya da istemeyerek teşvik edenler vardır.Katiller ölenler ile birlikte cinayette kurban giderler. Önce duyguları sonra vicdanları,hayalleri daha sonra ise yaşamları…Herşeyden mahrum kalırlar. Çünkü bilinç altıları ve duyguları çok kırılgandır. Onları teşvik edenlere çok inanırlar. Katili toplum yaratır. Ama toplumu katil değil o katili yaratan toplum yok eder. Onlar karşımızda masum insanlar başta onları katil olarak yaratır sonra onlara hakaret eder,aşalarız. O zaman toplum suçludur.

Mustafa Türkan/Gerilimhatti admin

Sonsuz Sessizlik

2887341mdpj4.jpg
Adam o eski ahşap masasında oturmuş daktiloyla dans edercesine yazı yazıyordu. Arada bir şeytani bir gülümseme beliriyor sonra yerini asık surak ifadesi alıyordu.Son derece hızlı yazdığına bakılırsa heyecanlı bir sahne olmalıydı.Gözleri keskin ve stresli bakıyordu. Parmaklarının uç noktalarındaki ter sıvısı çok dikkat edilirse görünüyordu. Adam daktilonun tuşlarınla olan dansına devam ederken maymuna benzettiği karısı yanına geldi. Evleri küçüktü ama fakir ailelerine göre büyüktü.Karısı bardaktaki kolayı yavaşça masanın ucuna bıraktı.Bakınsız saçlarını düzelterek kocasını pür dikkat izlemeye koyuldu. Adam ona bakmadan mutsuzca”Orada durup beni izlemeyimi düşünüyorsun” dedi.Kadın yumuşak bir ses tonuyla onu okşarmışcasına “Günlerdir yazıyorsun kitabın adını daha söylemedim tatlım”
“Kitabımım adı Melisa’nın Sessizliği keşke kızımda bu kitaptaki kız gibi sussaydı” dedi kzıgınca.Kadın oradan uzaklaşması gerektiği düşündü ve hızla oradan uzaklaştı. Adam kağıda hep aynı şeyleri yazıyordu “Melisa ölmeli,melisa ölmeli” sonsuz bir döngüde takılmıştı. Kadın bebeğin yanına çıktı. Melisa çok güzel bir kız çocuğuydu. Melekler sanki yüzüne nur dağıtmıştı. Kadın kızının başını okşayarak “Seni seviyorum ama dünyada en sevdiğim kişi baban o benim herşeyim.Onun için herşey…” diyerek alnına öpücük kondurdu. Kadın şeytani bir gülümseme ile aşağı indi. Masanın üzerine dün gece bıraktğı merdaneyi aldı. Ve kocasının yanına yaklaştı. Kocasına baktı. Koca tamam dercesine başını salladı. Ve çekmecedeki parlayan satırını çıkardı. Kol  kola girdiler. Hızla merdivenleri çıkıyorlardı. Çocuğun odasının kapısını araladılar. Ve hızla içeri girdiler. Çocuğun baş ucundaki kadın merdaneyi açımadan seri halde indirmeye başlamıştı. Merdanenin ucundan damlayan kanı adam diliyle yaladı. Ve kızın kolunu kendine doğru çekti. Diğer elindeki satırı hızlıca indirdi. Çok ciddi bakışları insanın içini titretmeye yetiyordu. Adam kolu bir köşeye fırlattı. Melisa susmuştu. İçlerinde dediler işte melisanın sessizliği.
Sonra aynı çıkarken yaptıkları gibi kol kola girdiler. Aşağı indiler. Baba odanın kenarındaki plağı çalıştırdı. Ellerindeki silahları bırakmadan dans ediyorlardı. Alta gracia My love çalıyorduç Yani harikuleden aşkım.
Adam” Ne istiyorum biliyormusun? Bir sürü çocuk. Hepsi kurban.Yeni kitaplar.” dedi.
“Adlarını kararlaştırdım aşkım. Can,Yasin,murat,Ömer,merve,mustafa olmaz mı?”
Plak birden tutulma yaptı. Dans etmeye devam ettiler. Sonsuz döngüler devam ediyordu.

Mustafa Türkan